Ailesinin gücüne ve parasına güvenerek her istediğini yapabileceğini zanneden bir gencin ve oğlunun gidişatını beğenmeyen ve düzeltmesini isteyen bir babanın aralarında geçen konuşmayı dile getireceğiz. Genç her türlü haltı yemiş ve her seferinde babası onu parasıyla kurtarmıştır. Ancak son yaptığı işler babasının bile sabrını taşırmış ve oğlu ile konuşmaya karar vermiştir.
— Oğul, ben sana her seferinde söylemiyor muyum kanunsuz ve ahlâksız işler yapma! Büyüdükçe boyundan daha büyük işlere kalkışıyorsun ve de beceremiyorsun. Hep benden beni kurtar diye yardım istiyorsun. Ben de oğlumsun diye, eziyet çekme diye seni kurtarıyorum. Her kurtarışımda bir servet kaybediyorum. Bırak parayı, şöhret kaybediyorum, cemiyette rezil olacak durumlara düşüyorum. Artık yeter! Bırak bu düzensiz işleri de düzenli olmaya bak. Yakında benim yerime geçeceksin ve bütün malımı, mülkümü yöneteceksin. Korkarım ki böyle giderse kısa sürede onca emek verdiğim şeyleri bir çırpıda yitirivereceksin. Onun için aklını başına topla!
— Baba, bırak bu nasihatleri. Hep böyle işler sonucu bana nasihatler yapıp duruyorsun. Görmüyor musun ben her kanunsuz, ahlâksız işi yapıyorum, sonuçta kurtuluyorum. Bırak beni de gençliğimi yaşayayım. Sen hep iştesin, masa başında çürüyüp gideceksin. Benim de senin gibi dört duvar arasında tıkılmamı ve gençliğimi heba etmemi mi istiyorsun? Hayat güzel, kızlar güzel… Düşünce yok, stres yok. Oh! Hayat ne güzel böyle… Sen bana iş yap, edepli, düzgün davran diyorsun. Sorarım sana senin gibi olsam bu gençliğin zevkini çıkarabilir miyim? Beni bırak da sen işine bak. Görüyorsun her girdiğim işten sıyrılıp çıkıyorum. Paramız var pulumuz var. İstediğimizi parayla yaptırıyoruz. Daha niye çalışıp senin gibi ofis köşelerinde sürüneyim?
— Oğul, kendine göre iyi hoş söylüyorsun ama hiç düşünmüyor musun bu değirmenin suyu nereden geliyor? Ben o beğenmediğim, hor gördüğün ofis köşelerinde sürünmesem sen her istediğini yapabilir miydin? Büyüdün adam oldun, hala aklın bir karış havada. Daha harcadığın paranın nerden geldiğini bilmiyorsun. Asıl ben sana sorarım, ben de zamanında senin gibi gezsem, tozsam ve o beğenmediğin ofis köşelerinde, dört duvar aralarında sabahlamasam sen böyle yaşayabilir miydin? Gezip tozabilir miydin? Her haltı yapıp, baba ne olur beni bu işten kurtar dediğinde seni kurtarabilir miydim? Sen bunları hiç düşündün mü de bana hayatını yaşa, bırak ofis köşelerinde dört duvar arasında yaşamayı diyorsun? Bugün ben de senin gibi gezip dolaşsam, harcayacağın, kızlara yedireceğin, arkadaşlarına hava atacağın paraları nerden bulabileceğini sanıyorsun? Ben de yemeğe, gezip tozmaya başlarsam sana benden para kalır mı zannediyorsun? Aklını başına topla, eğer bir daha böyle durumlara düşersen seni kurtarmam. Sürünüp gidersin mahkeme kapılarında, cezaevi köşelerinde.
— Baba, amma da yaptın. Sanki bugüne kadar sen mi beni kurtardın? Ben kendi çabamla kurtuldum. Hem ben kötü bir şey yapmadım ki suçlu olayım. Ben gençliğimi yaşıyorum. Bu benim en doğal hakkım. Bu kadar param varken sıradan insanlar gibi neden çalışayım? Ben gençliğimi yaşamak istiyorum. Bırak benimle uğraşma. Hem boşuna para harcayıp duruyorsun beni kurtarmak için. Ben zaten kurtulurum kendi çabamla. Beni kurtarmak için harcadığın parayı bana versen daha iyi değil mi? Hem ben daha fazla gezip tozarım, arkadaşlarıma hava atarım, gençler arsında şanımızı yükseltirim hem de paralarımız boşuna başka kişilere gitmez. Paraları biz harcamış oluruz. Sen de fuzuli ofis köşelerinde sürünmüş olmazsın. Bir daha bana yardım etme, bak gör nasıl kurtulacağım. Sen de beni kurtarmak için verdiğin fuzuli verdiğin paraların derdine yanacaksın.
— Oğul, sen bilirsin. Bu sana son uyarımdı. Boşuna dememişler “Bir musibet bin nasihatten iyidir.” Başına gelmediği için hep kurtulacağını sanıyorsun. Bundan sonra sen bir halt ettiğinde sana yardım etmeyeceğim, bakalım kurtulabilecek misin? Sana nasihat etmekle olmuyor. Yaşa bu durumları da anla o zaman nasıl işler dönüyormuş, sen kendi çabanla mı kurtuluyorsun, yoksa ben seni paramla mı kurtarıyorum?
01.04.2011